Botox nedir, uygulama alanları

Yüz çizgilerini ortadan kaldırmak amacıyla kozmetik alanda kullanıldığından beri medyada sık sık adı geçen Botox’un diğer uygulama alanlarının öneminin vurgulanması gerekir.

Botulinum Toksini (Botox), halk arasında yılan zehiri olarak bilinmesine rağmen aslında tıp dilinde « Clostridium Botulinum » adıyla anılan  bakterinin salgıladığı bir toksindir. Bu bakterinin yol açtığı zehirlenme tablosuna « botulizm » denir. Varlığı 19. yüzyılın sonlarından beri bilinmektedir. Botulizm  ilk kez literatüre o tarihlerde  geçmiştir. Botulizm hijyenik koşulların düzelmesiyle, evde yapılan konserve geleneğinin giderek azalmasıyla, günümüzde daha az görülen  bir zehirlenmesi tablosudur. Botulizme yol açan Botox  bilinen en güçlü nörotoksindir.

1980’lerin başindan itibaren medikal alanda uygulanmaya başlanan Botox’un ilk kullanım alanı şaşılıktı. Daha sonra hızla nörolojinin kullanım alanına girdi. Distonilerin (vücutta yüz dahil birçok bölgesinde istemsiz hareketlere yol açan hastalıklar gurubu)  tedavisinde, özellikle de fokal distonilerin tedavisinde başarıyla kullanılmaktadır. Medikal tedavinin de söz konusu olduğu bu hastalıklarda artık Botox’un ilk tercih edilen tedavi yaklaşımı olduğunu vurgulamak gerek. Kas içine enjekte edilerek olarak kullanılan bu ajan başlıca aşırı kasılan kasta geçici güçsüzlük yaparak etkisini göstermekte, bu etki de 3-4 ay sürmektedir.

Botox’un nörolojide kullanıldığı  alanlar giderek genişledi ; serebral palsi (CP), multiple skleroz (MS)  inme gibi hastaliklarda ortaya çikan spastisiteyi  ortadan kaldirmak amacıyla, hastaya  fonksiyonel açıdan katkıda bulunacak kas gruplarının enjeksiyonu başarılı sonuçlar vermektedir. Botox ayrıca üroloji, gastroentroloji, plastik cerrahi, dermatoloji alanlarında uygulandığı gibi, kullanım alanları giderek genişlemektedir. Aslında uzun süredir- 25 yıldır- tıbbın hizmetinde olan Botox hekimlerin gayet iyi bildiği etkili bir tedavi yöntemidir. Yüz çizgilerini ortadan kaldırmak amacıyla kozmetik alanda kullanıldığından beri medyada sık olarak ismi geçmeye başladı. Yukarıda da vurgulandığı gibi, Botox ile büyük bir hasta ve hastalıklar grubunun sağaltımı sağlandığında daha geniş bir yelpazeyi içeren diğer kullanım alanlarının öneminin  vurgulanması gerektiğini düşünmekteyiz.

Botox’un etki mekanizması nedir?

Botox kas içine enjekte edildiğinde o kas veya kas gruplarının sinirlerini geçici olarak devre dışı bırakıp istemsiz hareketleri ve aşırı kasılmayı  ortadan kaldırır. Sözü edilen geçici etki 3-4 ay kadar sürer ve bu süre sonunda kasılmalar tekrar başlayabilir. Bu nedenle enjeksiyonları tekrarlamak gereklidir. Bazı uygulama alanlarında etki daha uzun sürebilir [örneğin kozmetik amaçlı uygulamalar ve hiperhidroziste (aşırı terleme) ]. Botox nin uygulama alanlarından aşağıda söz edilecektir.

UYGULAMA  ALANLARI :

1. Distoni 

Distoni istemsiz , süregen, bükücü, döndürücü nitelikte kas kasılmalarıyla karakterize, tekrarlayan istem dışı hareketlere neden olan, geçici ya da kalıcı anormal postürlere yol açan hareket bozukluğudur. Hareket sisteminin hastalığıdır, beynin daha çok derin yapılarını tutan hastalıklarda görülür. Bazı hastalıklara eşlik edebileceği gibi (örn. Parkinson Hastalığı),  tek başına bir hastalık olarak da ortaya çıkabilir. Her yaşta görülebilir. Özellikle ilk dekadlarda ve 40 yaşın üstünde daha sık görülür. Distoni özellikle hastalığın başlangıcında, tutulan vücut bölgesi istemli olarak kullanıldığında ortaya çıkar veya belirgin hale gelir. Diğer bir vücut bölgesinin istemli hareketleri esnasında da distonik bölge daha çok kasılır. Ayrı ayrı vücut bölgelerini tutabileceği gibi (örn. yüz, boyun) tüm vücutta yaygın olarak da görülebilir. İlaçla tedavi mümkün olduğu gibi, daha nadir olarak da cerrahi yöntemlere de başvurulabilir. Günümüzde en etkili tedavi yöntemi Botox iledir. Özellikle vücudun belli bölgelerini tuttuğunda (örneğin yüz ve boyun) uygulanması gereken ilk tedavi yöntemi olmalıdır. İstemsiz olarak kasılan kas veya kas gruplarına enjekte edilir. Bilinen distoniler içinde spazmodik tortikolis (boyun kaslarının istemsiz kasılması) , blefarospazm (göz çevresinde yer alan kasın aşırı kasılması), yazıcı krampı (yazı yazarken ortaya çıkan parmak ve kol kaslarında aşırı kasılma), oromandibüler distoni (çene kaslarının kasılması), sayılabilir.

2. Spastisite

Spastisite bir semptomdur (belirtidir). Beyinde ve omurilikte hareketle ilgili merkezlerin hastalandığı durumlarda spastisite ortaya çıkabilir. Kaslarda ve kas gruplarında sertleşme ve kasılmayla kendini gösterir, istemli hareketin yapılmasını güçleştirir. Spastisiteye yol açan  hastalıkların başında  beyin damarlarının tıkanması ya da beyin kanaması sonucunda ortaya çıkan inme (felç) durumları gelmektedir. İnme dünyada 2. ölüm nedenidir. Bu durumdan başka, beyin ve omurilik travmaları, multiple skleroz  (MS) gibi sinir sistemini hasara uğratan hastalıklar da sayılabilir. Botox uygulamasına iyi bir fizyoterapi programının da eklenmesi tedaviyi daha etkili kılmaktadır. Spastisitenin birçok tedavi yöntemi vardır. Öncelikle ilaçla tedavi denenebilir, gerekli, durumlarda cerrahi tedaviye de başvurulabilir. Son yıllarda özellikle öne çıkan tedavi yöntemi Botox ile olan tedavi aşırı kasılan ve sertleşen kas ve kas gruplarının gevşemesine neden olmaktadır. Bu tedavi yöntemi fizyoterapi ile birlikte uygulandığında yüz güldürücü sonuçlar alınmakta , bu sorunu olan hastaların günlük yaşamlarında daha aktif olması mümkün olabilmektedir. Fonksiyonel kapasiteyi arttırmak, kontraktür gelişimini önlemek, cerrahi girişimi geciktirmek amaçlanan hedeflerden bazılarıdır.

3. Hemifasyal spazm:

Hemifasyal spazm (HFS), yüz  siniri tarafından uyarılan yüzün  mimik kaslarının aralıklı  olarak kasılmasıdır. Genellikle erişkinlerde görülür. Önce tek taraflı olarak göz çevresinde başlar, daha sonra zamanla  aynı taraf yüz kaslarına yayılır. Yayıldığı kaslar arasında başlıca yanak kasları, ağız çevresi kasları ve nadir olarak da boyun kasları sayılabilir. Nörolojik muayene sözü edilen kasılmalar dışında normaldir. Nöroradyolojik inceleme yöntemleri geliştikçe,  HFS’ın yüz sinirin damar basısına  uğramasına bağlı olarak ortaya çıktığı görülmüştür. HFS’lı olguların 2/3’de beyin manyetik rezonans (MR) incelemesinde söz konusu görüntüye rastlanmaktadır. Bu durumda cerrahi yöntemler  uygulanabilir. Hastalar genellikle bu invaziv yöntemden çok semptomatik tedaviyi, Botox ile tedaviyi tercih etmektedirler. Botox, bugün için dünyada HFS tedavisinde ilk seçenek olarak kabul edilmektedir.  Botox göz çevresindeki kaslara ve spazmın görüldüğü yüz kaslarına uygulanır. Tedavi hastaların %80-90’ da olumlu sonuç verir. HFS’lı hastalarda Botox uygulaması sonrasında yüz çizgilerinin de ortadan kalktığı gözlenmiş ve Botox’un kozmetik alanda kullanılmaya başlaması bu sayede olmuştur.

Hiperhidrozis (Aşırı Terleme):

Ter bezlerinin aşırı çalışmasıyla ortaya çıkan bu durum,  kozmetik açıdan rahatsız edici bir tabloya yol açmaktadır. Özellikle koltuk altı, avuç içi ve ayak tabanı aşırı olarak terler. Yüzde de aşırı terleme görülebilir. Botox aşırı terlemede diğer uygulamalarda olduğu gibi kas içine değil, terlemeyi düzenleyen sinir uçları derinin üst tabakasında yer aldığı için  deri içine veya altına enjekte edilir. Bu uygulamada Botox’un etkisi 6 ay kadar sürmektedir. Bu yakınmayla gelen hastalara Botox uygulaması giderek artmaktadır. Uygulamanın ağrılı olmaması için lokal anestezikler kullanılır.

Yan Etkiler:

Botox, 25 yıldır tıbbın hizmetinde, birçok hastalığın sağaltımında kullanılmaktadır. Oldukça emniyetli bir ilaçtır. Belirgin yan etkiye yol açmaz, açsa da bu etkinin geçici olduğunu bilmekteyiz. En sık görülen yan etki Botox’un hedeflenmeyen kaslara da yayılarak geçici zaaf yapmasıdır. Bu nedenle, yüz bölgesindeki kaslar daha küçük olduğu için, özellikle yüze uygulanan dozlar çok önemlidir.  Bu tedavi yaklaşımı, Botox uygulamasını yapmak için gerekli eğitimi almış hekimlerin elinde oldukça yüz güldürücü sonuçlar vermektedir.

Search

+